Doğa Aşkına!


dogaokulu

Shangri-La.. İngiliz yazar James Hilton‘un 1933’de yazdığı bir romanda geçen (Frank Capra’nın 1937’de filmini çektiği ve benim bu film sayesinde haberdar olduğum) kurgusal bir yerleşim yeri. Lama Manastırlarından ilham alınarak oluşturulmuş, herkesin huzur, refah ve bereket içerisinde yaşadığı; ulaşılması güç ve izole bir yer burası.. Filmi izleyenler, neler hissettiklerini hatırlayacaklardır.

Doğa Okulu‘nun böyle bir iddiası yok. Kainat kitabını okumaya, onu dinlemeye ve onunla ahenk içinde yaşamaya ve onun çırağı olmaya gönül vermiş güzel insan Güven Eken’in hayalindeki bir projenin, Doğa Derneği ve Seferihisar Belediyesi ile birlikte hayata geçmiş hali. İnsanın doğanın ta kendisi olduğunu ve doğayı, olan bitenleri tamamen gözlemleyerek,bilerek ve paylaşarak yaşamanın insanda yeni pencereler açtığını öğreten bir okul, aslında yaşamın kendisi..

Şu an yalnızca “Yeryüzü Okulu” nu gördüm. Ancak; gördüklerim ve duyduklarım, hayatımda bugüne kadar bildiğim ve duyduğum şeylerden hem çok farklıydı, hem de sanki hepsinin özümsenerek sentez halinde en faydalı formunda ortaya çıkmış, yenilenmiş, düzenlenmiş bir sürümüydü.

Bütün bunlar dışında, Doğa Okulu’nun mevcut çıraklarının birbirleri ile ve köydeki diğer insanlarla ahenk içindeki mütevazi hayatları, biz katılımcıların, çırak adaylarının ya da yamaklarının mı desem geçirdiğimiz birkaç günlük süre boyunca gülen gözlerle çok güzel zaman geçirmemizi sağladı.

Bugüne kadar öğrendiğimiz tarzda “çevreciliği” tamamen değiştiren; bilginin, ustanın çıraktan, çırağın ustadan bir şeyler öğrenerek aynı anadoludaki imece kültürü gibi yoğrularak oluştuğu ütopyanın gerçeğe döndüğü bir okul burası. Seferihisar’ın Eski Orhanlı köyünde, zeytin ormanlarının arasında.. kurslar yeni yamaklarını bekliyor.

Reklamlar